"Benimle aynı düşüncede olmayan insan düşman değildir; Sadece benimle aynı düşüncede olmayan başka bir insandır." (Alıntı)

FİKİR KENTİ - Son Eklenenler ...

4 Ocak 2008 Cuma

TURKCELL 'in Doğru Yalanları.

Önce Cep Telefonumda bir yeri ararken "Aktif aktarmalarınız var" diye bir yazı çıkıyordu. Ne olduğunu çok önemsememiştim. Daha sonra internetten gelen mailden bunun TeleSekreter (KIMARAMIS) uygulaması olduğunu anladım. Benim Turkcell 'e böyle bir talimatım yoktu. Çünkü bu uygulamada Telefonum bazen açık olsa bile Sekretere geçiyordu. Bu nedenle bu servisi kullanmıyordum. Ama Turkcell bana sormadan bu uygulamayı otomatik olarak açmıştı. Yasal olarak mutlaka dayanakları vardır. Yoksa böyle bir işlem yapamazlardı.

Bununla ilgili mailler internette dolaşmaya başlayınca,
Turkcell'in Kurumsal İletişimi 'nin başında olan Filiz Karagül Tüzün aşağıdaki açıklamayı yapmış.

Açıklamasında "
Müşteri kendi isteği ile sinyal sesinden sonra sesli mesaj bırakması halinde kendi tarifesi üzerinden ücretlenmeye başlar. Ulaşılmaz anonsu sırasında kesinlikle ücretlendirilmez. " diyor.

Bu TURKCELL 'in 1.Doğru Yalanı.

Çünkü, TURKCELL
doğruyu söylüyor ama yinede anons bilerek yada bilmeyerek sonuna kadar dinleneceği için sonuçta mesaj bırakmasanız bile sizden kontör alıyorlar. İsterseniz deneyin. Nasılsa Denemesi 1 kontör...

Yine Turkcell Yetkilisi, "
KimAramış servisinin iptal edilmesi müşterilerimizin isteğine bağlıdır." ve nasıl iptal işlemi yapılacağını anlatıyor.

Bu da
TURKCELL 'in 2.Doğru Yalanı.

Çünkü, ben bunlardan en kolayı olduğu için "KIMARAMIS IPTAL yazarak 7565'e mesaj göndermeyi" denedim ama ne hikmetse "Mesaj gönderimi başarısız" diyor. Belki 5-10 kez denedim. Baktım olmuyor vazgeçtim. Her yere istediğim mesajı gönderebilirken bir sorun yok, ama nedense bu mesaj bir türlü gitmiyor. Gitmeyince de insanın aklına böyle yalan olduğu geliyor.


"Turkcell müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmak, telefonları kapalı ve/veya ulaşılamaz durumda olduğunda bile iletişimlerinin kesilmemesini sağlamak amacı ile KimAramış servisini müşterilerimize sunmuştur." diyor.

Bu da 3. Doğru Yalan.

Çünkü Turkcell 'in Yüzlerce Servisi var ve Sadece KIMARAMIS 'ı otomatik olarak kullanıma açıyorlar. Turkcell madem abonelerini bu kadar düsünüyor, diğer servislerini niye otomatik olarak açmıyor. Bunada cevapları mutlaka vardır ama esas amaçları para kazanmak olduğu aşikar.

Sonuç olarak Turkcell Ticari bir müessese olarak para kazanmak zorunda olduğundan, bu uygulamada buna yönelik bir yöntemdir. Otuz Milyona yakın abonesi olan Turkcell 'in bu yöntemle 100.000 abonesinden böyle 1 kontor aldığını düşünün . Bu 100.000 kontör demek . 1 kontörden kaç YTL kazanıyor ise o kadar kazancı 100.000 le çarpın ve kazancını görün. Birde bu rakamı Milyonlarla yaparsanız kazancı hesaplamakta bile zorlanır... ve Turkcell 'in bu uygulamada neden ısrar ettiğini daha iyi anlarsınız.

Ama bu kazanç, Ticari Ahlak 'a ne kadar uygun o tartışılır...

(NOT : Bu uygulamadan gerçekten yararlananlar olabilir ama onlarda ekisi gibi talimatla açtırsa daha uygun olmazmı.)




İnternetten gelen, Turkcell'in Kurumsal Iletisimi'nin basinda olan Filiz Karagul Tuzun'un son gunlerde internette dolasan bir e maile karsilik bazi yerlere yolladigi cevab yazısı...

""""""""
DEĞERLİ TURKCELL ABONELERİ

Bir süredir zincir olarak dolaşan "Telefonunuzdan hemen ##002# yi tuşlayın (Arayın, ekranınıza aktarma iptal diye bir yazı gelecek) böylece yönlendirmeyi kaldırın. Yoksa size ulaşamayan herkesten bir kontör düşecek... Ve bunu Avea, Turkcell ve Vodafone kullanan herkese gönderin. Göndermezseniz siz aradığınızda da sizden de kontör düşecek. Eğer aradığınız kişinin telefonu da telesekreter ayarlı ise, dinlediğiniz 1 saniyelik "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" mesajı için bir normal arama karşılığı ücretlendiriliyorsunuz." konulu mail ile ilgili sizi bilgilendirmek isteriz.

Turkcell müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmak, telefonları kapalı ve/veya ulaşılamaz durumda olduğunda bile iletişimlerinin kesilmemesini sağlamak amacı ile KimAramış servisini müşterilerimize sunmuştur.

Turkcell, 12 Kasım 2007 tarihinden itibaren tüm müşterilerine telefonları kapalı ya da ulaşılamaz durumda iken yönlendirme yapmalarına gerek kalmadan kimin aradığını bildiren ve sesli mesaj bırakılmasını sağlayan KimAramış servisini otomatik olarak telefonlarına uygulamaktadır. KimAramış servisinde telefon ulaşılamaz ve kapalı koşulları için hatlara gelen bilgilendirme mesajları ve 7565'i arayıp sesli mesajları dinlemek ücretsizdir. KimAramış kullanan bir müşteri arandığı zaman ise arayan kişi ulaşılamaz anonsunu dinlerken ücretlendirilmemektedir. Müşteri kendi isteği ile sinyal sesinden sonra sesli mesaj bırakması halinde kendi tarifesi üzerinden ücretlenmeye başlar. Ulaşılmaz anonsu sırasında kesinlikle ücretlendirilmez.

Turkcell tarafından otomatik olarak tanımlanan KimAramış servisinin iptal edilmesi müşterilerimizin isteğine bağlıdır. İptal işlemleri aşağıdaki kanallardan yapılabilir. > 444 0 532 / 535 Turkcell Müşteri Hizmetleri'nden, > 7566'yı ücretsiz arayarak, > KIMARAMIS IPTAL yazarak 7565'e mesaj gönderilerek,> www.turkcell.com.tr Online İşlem Merkezi'nden,> Turkcell Ekstra noktalarından.

Bu ve buna benzer içerikteki e-mail'lerin müşterilerimizi yanıltma amaçlı olduğunu belirtir, konuyu bilginize sunarız.

Filiz Karagul Tuzun
Turkcell


Günün Sözü : Dert ve Eş... :))

***

Derdini Karınla paylaş,

Sonra...
Hem derdinle
hem de karınla uğraş....

***

3 Ocak 2008 Perşembe

2007'nin en iyi 5 animasyonu..

\
ice age
ice age
2007'nin en iyi 5 animasyonu sizlerle...
Kiwi, Kiwi hayallerini çalanların peşinden gidiyor...
Scrat-Ice ise hepimizin mutlaka izlemiş olduğu ice age'in meşhur tatlı sincapı.
Pixar — Lifted 'da ise uzaylı dostlarımız araba kullanmayı öğrenmeye çalışıyorlar. Funny Cat Cartoon, bu animasyonu ise muhtemelen izlememiş olabilirsiniz ama çok şey kaçırdığınızı anlayacaksınız. Son sırada ise

For The Birds - McFly var bunu hepimiz izlemişizdir, tellerde saçma sapan bağıran baykuşlar hatırladınızmı?

Buradan Alıntıdır...

Çirkin Kadın Yoktur Fakir Kadın vardır.

Çirkin Kadın yoktur. Bakımsız Kadın vardır.
(Tabii paran varsa...)

2 Ocak 2008 Çarşamba

Küresel Isınma ile ilgili enterasan bir yazı...

Bir suç işlendiği zaman ilk akla gelmesi gereken şey "bu kime yarar?" diye sormak.

Küresel ısınma ve getirdiği felaketler karşısında gelişmiş ülkelerin takındığı tavra baktığımız zaman ikinci sınıf polisiye filmlerin uyanık dulları akla geliyor.

Hani hayat sigortasından faydalanmak için kocasını öldürüp de polis gelince karalar bağlayan, yalandan ağlama krizleri geçiren dullar. Küresel ısınma "sayesinde" bazı ülkeler milli zenginliklerini ikiyle çarpacaklar desek herhalde abartmış olmayız.

Kim bu bazıları?

En başta Kanada, Rusya ve Danimarka. Ardından da Japonya, Çin, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkeleri.

Yani ne BM'nin Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ne de G10 grubunun ülkeleri küresel ısınmadan şikâyetçi değiller, tam tersine, neredeyse zil takıp oynayacaklar.

Neden?

Yukarıda sunduğumuz haritayı bir elinize alın, küresel ısınma konusunda gelişmiş ülkelerin kopardığı gürültüyü ise diğer elinize.

Küresel ısınma "sayesinde" erimeye başlayan buzullar bu güne kadar geçilmez sanılan deniz yollarını ve kara parçalarını ulaşıma açıyor ve bu kuzey yarı kürenin zengin ülkeleri için mükemmel bir haber.

Madenler ve petrol

Öncelikle Kanada ve Rusya, bir ölçüde de ABD ve Danimarka şimdiye kadar -50°'ye varan aşırı soğuklar nedeniyle kullanamadıkları bir kaç milyon kilometre karelik alanı kullanıma açıyorlar .

Altın, gümüş, petrol, doğal gaz, kurşun, elmas, çinko kaynayan bu bölgenin yeraltı zenginlikleri Kuzey Kutbu'na kıyısı olan ülkeler için son derecede önemli bir gelir kaynağı olacak.

Birçok maden için dünya rezervlerinin üçte birinin bu bölgede bulunduğunu söyleyebiliriz.

Meselâ Rusya'nın Sibirya'daki kömür, petrol ve doğal gaz yatakları enerji karşılığı olarak dünya rezervlerinin %30'unu teşkil ediyor.
(FELDEN Marceau, « la confrontation océanique : Arctique contre Pacifique », la revue maritime, 1992. )

Bu konuda Rusya Bilimler Akademisi üyesi Igor Tomberg'in
"Doğu Sibirya ve Uzak doğu Rusya'nın geleceğidir" başlıklı makalesi okunabilir.

(« La Sibérie orientale et l'Extrême-Orient sont l'avenir de la Russie », Russian News and information agency Novosti, 24 ocak 2006
.)

Kanada'nın da Kuzey Kutup dairesine yakın toprakları sayesinde uranyum ihracatında dünya birincisi, doğal gazda ise dünya ikinci olduğunu hatırlayalım.

Aynı ülkenin kuzey adalarındaki elmas rezervleri ise dünya rezervlerinin %15'i kadar. Haliyle bu bölgelerin ısınması yeraltı zenginliklerinin işletme maliyetlerini düşürüyor.

( http://www.canada.gc.ca/)

Küresel ısınmanın zevkten havalar uçurduğu bir başka ülke de ABD demiştik.

Alaska'nın karadaki petrol rezervleri 10.4 milyar varil yani ABD'nin 16 aylık tüketimi kadar. (SAUMURE Eric, « États-Unis et pétrole : l'Alaska et l'Arctique en ligne de mire », La Grande époque, ocak 2006 .)

işte bunun için eriyen buzların boşaltacağı açık denizde petrol aramak, çıkarmak ve boru hattı döşemek çok daha ucuz olacak.

Strateji

Panama Kanalı ABD deniz kuvvetlerinin ve Amerikan ticaret filosunun yumuşak karnı.

Bu kanalın işlemesine mani olabilecek bir deniz kazası veya terörist saldırı hem deniz kuvvetlerinin ikiye bölünmesine hem de iki okyanus arasındaki ticaretin kilitlenmesine yol açabilir.

Ayrıca Panama Kanalının genişliği (ya da darlığı) Nimitz sınıfı
uçak gemilerinin bu su yolunu kullanmasına engel.

Gene aynı sebeple panamax
denen boyutlardaki ticaret gemileri ile taşımacılık yapmak zorunda ABD ile ticaret yapan ülkeler.

Panamax gemiler sadece 4500 konteynır taşırken post-panamax denen gemiler 12 bin konteynır taşıyarak maliyeti düşürebiliyorlar.

Malaca ve Süveyş gibi kanalların da buna benzer kısıtlar getirdiğini ve buzların erimesiyle ABD'li stratejistlerin uykularını kaçıran bu kâbusların sona ereceğini kısaca belirtelim.

Asırlardır sıcak denizlere inmek ve büyük ticaret yollarına erişmek için savaşan Rusya da eriyen buzlardan nasibini alacak. Bugüne kadar kışın donmayan çok az limanı bulunan bu ülke birden bire istemediği kadar kıyı kentine kavuşacak . Gerek askerî gerekse ticarî manevra kabiliyetini arttıracak olan Rusya küresel ısınmanın çok sevindirdiği ülkelerden.

Kısalan ticaret yolları

Batı Avrupa, Doğu Asya ve Kuzey Amerika limanları birbirlerine yaklaşacak eriyen buzlar "sayesinde".

Ne kadar? 5000 ilâ 15 000 km.

Bu ne kadar önemli? 3000-4000 konteynır taşıyabilen bir yük gemisinin günlük maliyetinin 10 bin dolar olduğunu dikkate alırsanız ÇOK ÖNEMLi. En azından kutup ayılarından, balinalardan, foklardan ve hayatı tehlikeye girecek olan bir milyar insandan çok daha önemli (!).

Daha ayrıntılı bir fikir edinmek için Londra, Hamburg, New York, Vancouver, ve Yokohama (Tokyo) limanları arasındaki mesafenin kısaltılmasına Kanada geçişinin katkısını gösteren şu tabloya bakmak yeterli.

12

Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise Kuzey-Batı geçişi (Kanada) adı verilen yolun bir alternatifinin de Kuzey-Doğu geçişi (Rusya) olduğu. Uydu fotoğraflarının ortaya koyduğu ve denizcilerin de teyid ettiği gibi Rusya kıyılarında erime daha hızlı.

Hali hazırda yılın altı ayı buzkıran gemilere ihtiyaç duyulmadan erişilebilecek birçok liman mevcut artık Sibirya'da.

Kesin mi? Ne zaman? Önlenebilir mi?

Bu konudan bahsedilirken 2100'lerden konuşuluyor genellikle.

Oysa buzların erimesi çoktan başladı ve gerek hükümetler gerekse taşıma firmaları bu yeni duruma hazırlık yapıyorlar.

Örneğin Hudson
körfezindeki Churchill limanı eskiden ekimde donmaya başlarken 2004'ten beri kasım ayına kadar trafiğe açık.

Limanın ve bölgedeki demiryolunun sahibi olan OmniTRAX
firması kapasitenin artırılması için 35 milyon dolar yatırım yaptı. Rusya'da ise Murmansk limanını büyütmek için petrol şirketleri 5 milyar dolar harcamaya hazırlanıyorlar

Özetle küresel ısınma dündü. Buzların erimesi bugün. Gerçekte alınması gereken önlemlerin çok gerisinde olan Kyoto protokolünün
dahi imzalanmamış olması önümüzdeki 30 yılda çok şeyin değişeceğini haber veriyor.

Artık "küresel ısınmanın önüne nasıl geçeriz?" sorusu anlamını yitirdi. Artık çok geç.

Çünkü bu doğal felaketin "memnun" edeceği ülkeler ve firmalar dünyanın en güçlüleri iken zarar görecek olanlar da en fakirler ve en zayıflar. Bu aşamada "bizi bekleyen zorluklara nasıl göğüs gereriz?" tarzından sorular sormak daha gerçekçi olacak.

Kaybedenler: Müslümanlar

Geçen şubat ayında Paris'te IPCC'nin (Intergovernmental Panel on Climate Change) son toplantısı yapıldı. Bu tür toplantıların kim bilir kaçıncısı olan bu sonuncusu da 1400 sayfalık bir rapor yayınladı. IPCC'nin internet sitesinden bu rapora erişmek mümkün : http://www.ipcc.ch/.

Hangi ihtimalle nelerin değişeceğini uzun uzadıya anlatan rapora göre yaşadığımız dünya artık eskisi gibi olmayacak. Yağışlar daha seyrek ama daha yoğun olacak meselâ.

Denizden uzak bölgelerde olumsuz etkiler daha sert hissedilecek. Tarımın en azından geleneksel yolla yapılan tarımın zorlaşacağı günler bekliyor bizi.

Elbette ağırlaşan iklim koşulları, zorlaşan tarımsal üretim ve yükselen yiyecek fiyatları ilk önce fakir ülkeleri ve zengin ülkelerin fakir insanlarını vuracak. Raporu hazırlayan uzmanlar milyonlarca insanın eko-sığınmacı olarak yiyeceğin daha bol olduğu bölgelere akın edeceğini, bunun da etnik ve sosyal gerginlikleri körükleyeceğini öngörüyorlar.

Bu koşullarda elbette ki gelişmekte olan ülkelerin zaten doyma noktasında olan altyapıları, polis, sağlık vb teşkilatları çökebilir. Bütün bu çalkantılar en fazla 20-25 yıla yayılacak.

Yani ülkelerin uyum sağlamak için çok fazla vakitleri kalmadı. Bu veriler karşısında kırılgan demokrasilerin çökebileceği, bir tür eko-faşizm tehlikesiyle karşı karşıya olacağımızı da söylemek için kristal bir küreye ihtiyacımız yok.

Küresel ısınma nedeniyle kutup ayıları ve foklar ile beraber hayatı tehlike altına girecek olan bir milyar insan var. Bu insanların yaklaşık olarak yarısını müslümanlar oluşturuyor :

Meselâ Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya yağışların azalacağı öngörülen bölgeler arasında.

Bangladeş gibi ülkelerde ise suların yükselmesinden ve verimsizleşen tarım arazilerinden dolayı kaybedilecek yaşam alanları milyonlarca insanı mülteci durumuna düşürecek.

1970-2004 arasındaki sıcaklık artışını gösteren aşağıdaki haritada 1 ilâ 2 derecelik sıcaklık artışı gözlemlenen bölgeler İslâm Alemi'nin önemli bir kısmını kapsıyor.

Bunlara ek olarak ticaret yollarının yer değiştirmesiyle bazı Müslüman ülkeler stratejik önemlerini kısmen kaybedebilecekler: Rusları sıcak denizlere bağlayan tek yol olan Karadeniz ve Boğazlar yolu ve benzeri şekilde Mısır'daki Süveyş ve Endonezya'daki Malaca boğazının önemini azalacak.

Bu yeni yollar özelikle ekonomisi kanal geçiş ücretine bağlı olan Mısır'ın GSMH'sı için ciddi bir tehdit. Basta Rusya olmak üzere birçok endüstri ülkesinin ekonomilerinin ağırlık merkezi kuzeye kayacak.

Dünyanın ısınması yeni bir şey değil

Kyoto protokolü veya IPCC gibi inisiyatifler bizce göz boyamadan öteye gitmiyor. Zira küresel ısınma neredeyse 200 yıldır bilim adamlarınca tartışılan bir konu.

1824'te Fransız matematikçi Fourrier ve 1896'da Nobel ödüllü İsveçli fizikçi Arrhenius hem karbon dioksitin ısınmadaki rolünü hem de insanların buna katkısını ispatladılar.

1956'da Revelle ve Suess okyanusların bu kadar CO2'i yok edemeyeceğini, insanlığın geri dönüsü imkânsız bir jeofizik deney yapmakta olduğunu söylediler. Kaynak olarak :

1. Fourier'nin Annales de chimie et de physique'de yayınlanan « Remarques générales sur la température du globe terrestre et des espaces planétaires », (cilt 27-1824, sayfa 136-167)

2. Arrhenius'un The London, Edinburgh and Dublin Philosophical Magazine and Journal of Science'ta yayınlanan « On the Influence of Carbonic Acid in the Air upon the Temperature of the Ground », (seri 5, 1896, sayfa 237-276)

3. Revelle ve Suess'in Tellus'ta yayınlanan « Carbon Dioxide Exchange between the Atmosphere and the Ocean and the Question of an Increase of Atmospheric CO2 during the Past Decades » (cilt 9-1957, sayfa 18-27)

Makaleleri okunabilir.

Muhtemel sonuçlar

200 yıldır "geliyorum" diyen bu felaketin en sert darbeyi vuracağı coğrafya İslâm coğrafyası.

1. Zenginlerle fakirlerin arasındaki farkların artacağı,
2. Zaten sınırlı olan maddî kaynakların çevre felaketlerini tazmin için kullanılacağı,
3. Eğitim ve sağlık bütçelerinin daha da azalacağı,
4. Açlığın yol açacağı iç göçlerin yeni etnik kavgalara zemin hazırlayacağı
aşikâr.

Bu koşullar altında zaten ağır aksak ilerleyen İslâm demokrasileri iç rakiplerini daha da güçlenmiş olarak karşılarında görebilirler. Çevre felaketlerinin oluşturacağı kriz ortamları silahlı güçlerin bir kurtarıcı/tek kurtarıcı olarak görülmesini kolaylaştırabilir.

"Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar altında" diye başlayan, devleti ve orduyu kutsallaştıran söylemler kul hakkının savunulmasını daha güçleştirebilir.

Ne yapmalı?

Ne yapMAmalı? Sorusundan başlayacak olursak ABD veya Rusya'ya lanet okumanın, Bush ve Putin kuklası yakmanın kimseye faydası olmayacağını sanırım geçmiş tecrübelerimizden öğrendik.

Müslüman yönetimler asırlardır sadece bilime sırt çevirmekle kalmadılar halklarının eğitim seviyelerini de düşük seviyede tuttular.

Müslüman aydınlar ise çevre hassasiyetinin siyasal hayata ciddi olarak giriş yaptığı 60'lı yıllardan beri bu konuya gereken önemi vermediler. ALLAH'ın bize emanet ettiği doğayı savunmayı Peace & Love t-shirt'lü hippilere bıraktılar. Türkiye'de de muhafazakâr olsun olmasın hiç bir siyasî partinin bir çevre politikası yok.

Küresel ısınmayı yaklaşan bir sorun olarak görmeyi, Kyoto gibi göz boyayıcı hareketlerden medet ummayı bir kenara bırakmalıyız. Olmuş bir kazadan sonra nasıl tamir yoları aranırsa biz de zaten ısınmış ve daha da ısınacak bir dünyada ayakta durabilmek için kötünün iyisi somut çözümler aramalıyız.

İslâm ülkeleri küresel ısınmanın tehdit ettiği diğer ülkeleri de (Güney Amerika'nın kuzeyi, Güney Doğu Asya, vb) bir araya getirerek ortak bilim komiteleri kurmalı ve bu komitelerle devlet başkanlarından sıradan vatandaşlara kadar herkesin uygulaması gereken somut önlemler ortaya koymalılar. Bu tür bir bilimsel çalışmadan çıkabilecek muhtemel kararlar ve eylemler şunlar olabilir:

1) Soğutma, sulama ve deniz tuzunu arıtma gibi ihtiyaçlardan dolayı enerji gereksinimi artacağı için güneş enerjisi ve nükleer enerji konusunda işbirliği,
2) Deniz suyundan sulama suyu elde etme,
3) Deniz suyuyla tarım,
4) Mülteci kentleri kurma konusunda ilerleme,
5) Kentlerin alt yapısını (içme suyu, kanalizasyon vb) iyileştirme.

Daha genel anlamda müslümanlar artık yüzlerini bilime ve teknolojiye çevirmeliler. Gerçek hayata tekabül etmeyen ideolojilerin, aidiyet savaşlarının terk edilmesi için küresel ısınma güzel bir fırsat oluşturabilir.

Kaynakça

Kitaplar

- Tangredi, Küreselleşme ve deniz gücü (Globalization and maritime power, university Press of the Pacific, Honolulu, Hawaii, 2004)
- Godard ve André, Kutup bölgeleri (Les milieux polaires : Armand Colin, 1999)
- Amiral BESNAULT, Kuzey kutbunun jeostratejisi (Géostratégie de l'Arctique : Economica, 1992)

Makale ve dergiler

- Igor Tomberg'in yazıları – İngilizce ve Rusça (http://en.rian.ru/ )
- Eric Luxemburger, Kuzey deniz yolu: Kuzey Buz Denizi'nin ısınmasını beklerken, (« La route maritime du nord : en attendant le réchauffement climatique de l'Océan Arctique », Deniz kuvvetleri Etüd Dergisi sayı 32, ekim 2005)
- BjØrn TORE GODAI, Norveç dış işleri bakanı, « Kuzey Avrupa işbirliği», NATO dergisi Cilt 42, haziran 1994
- Hervé Coutau-Bégarie, Buzlar Savaşı : Millî Savunma Dergisi, Mayıs 1989 (« Arctique : la guerre des glaces »)

Raporlar

- Arctic Climate Impact Assessment, « the press syndicate of the university of
Cambridge", http://www.cambridge.org/
- Fransız senatosu Ekonomik temsilciliğinin Rusya ve kuzey geçişleri üzerine raporu http://www.senat.fr/rap/r03-161/r03-16122.html
- Avrupa Enerjisi temini güvenlik raporu http://www.senat.fr/rap/r00-218/r00-218.html

Türkçe internet sitelerinin küresel ısınma sayfaları

NTV "Olumlu" etkiler : http://www.ntvmsnbc.com/news/410450.asp
"Yeni petrol kaynagi kuzey kutbu mu?" http://www.katipler.org/forum/printer_friendly_posts.asp?TID=7459
Yeşiller partisi : http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=24&Itemid=116
TEMA vakfı http://www.tema.org.tr/CevreKutuphanesi/KureselIsinma/KureselIsinma.htm
WWF Türkiye
Green Peace Türkiye http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/iklim-de-i-imi
CNN Türk http://www.cnnturk.com/BILIM_TEKNOLOJI/BILIM/KURESEL_ISINMA/

Zaman Gazetesi
http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=376&sy=20070225

Radikal Gazetesi
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220779

(İnternetten Alıntıdır.)


Duvar Resmi : Üst Arama (Yorumsuz...)

1 Ocak 2008 Salı

Bankamatik :))

31 Aralık 2007 Pazartesi

Avrupa 'da Evlilik tarihe karışıyor... ???

Avrupa'da evlilik dışı çocuk oranının en yüksek olduğu ülkenin İsveç olduğu bildirildi.

Avrupa ülkelerinde yapılan bir araştırmada, 2007' de İsveç'teki bebeklerin yüzde 54'ünün gayri meşru ilişki sonucu dünyaya geldiği ortaya çıktı.

Araştırmada,

İsveç'i yüzde 46 oranı ile Danimarka ve yüzde 39 oranıyla Fransa'nın takip ettiği bildirildi.

Diğer Avrupa ülkelerinde doğan evlilik dışı çocukların oranı ise şöyle:

İngiltere'de yüzde 37,
İrlanda'da yüzde 27,
Portekiz'de yüzde 20,
Hollanda'da yüzde 19,
Almanya'da yüzde 18,
Belçika'da yüzde 15,
İspanya'da yüzde 11,
İtalya'da yüzde 8,
Yunanistan'da da yüzde 3


Resime Dikkatlice bakın bakalım ne göreceksiniz....

Yeni yılınızı Sağlıkla geçirmeniz dileğiyle...

Kim Renkli acaba ?

30 Aralık 2007 Pazar

Hayat Dersleri : AKIL

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
- Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor cevaplar:
- Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz: bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Daha sonra ise kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz NE yapardınız?
Adam:
- Hmmm… Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova hem kaşıktan hem de fincandan büyük.
-Hayır. der doktor.
- Normal bir insan küvetin tıpasını çeker !


Ders:
Akıl, sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır.



Uçan Saray : Manned Cloud

Fransız tasarımcı Jean Marie Massaud‘nun Manned Cloud adını verdiği bu hava gemisi aslında uçan bir otel. Bu uçan dev konuklarını Dünya’da hiç bir altyapının bulunmadığı yerlere götürmek üzere tasarlanmış. Design Observer 2008 tarafından da bir tasarım ödülüne layık görülmüş.


Jean Marie Massaud ve Onera firmasının ortak yapımı olan Manned Cloud adlı zeplin daha çok uçan bir sarayı ardırıyor. Uçan otel konseptiyle hazırlanan zeplinin iç mekanı bin 700 metrekare. Hiç durmaksızın üç günde dünya turuna çıkaran zeplinde 60 oda bulunuyor.

MASSAUD uçan otelini ‘Geleceğin seyahat seçeneklerinden biri’ olarak tanımlarken 2008’in ortalarında ilk seferine başlayacak zeplin otelin şimdiden talep aldığı açıklanıyor. Helyum gazıyla çalışan zepline dış basın ‘Uçan Balina’ lakabını taktı.


Buradan Alıntıdır.


29 Aralık 2007 Cumartesi

İlginç ve Sinir Sorular....

  • Süper yapıştırıcı herşeyi yapıştırdığı halde niçin içinde bulunduğu tüpün iç cidarlarını yapıştırmamaktadır?
  • Niçin yanlış çevrilen telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz?
  • Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir?
  • Geleceğimizi bilemez mi?
  • Eger bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır?
  • Neden insanlar gökyüzünde 400 Milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, yeni boyalı yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?
  • Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?
  • Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?
  • Teflona hiçbir sey yapışmadığı halde teflon tavaya nasıl yapışmıştır?
  • Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?
  • Bunların tamamını akılcı bir şekilde cevaplayabilen kaç deli vardır?

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?

Aylin Kotil,

Cumhuriyet Gazetesi- 23 Mayıs 2004

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama, yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını... Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden...

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini. Kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı... Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.

Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı... "İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını...

Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı... Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini... Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini... Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını...

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...


En Çok Okunanlar...

Fenerbaçe taraftarıyım...

FOTOGRAF

KARİKATÜR ve MİZAH

YARARLI BİLGİLER

OTOMOTİV

Ziyaretçilerim...

Beğendiğim Sözler...

"Şükretmek, yaşamımıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir"
Marci SHIMOFF

"Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım."

Necip Fazıl Kısakürek


"Dünya, Kötülük yapanlar yüzünden değil,
sayıları daha çok olduğu halde, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir."
Albert Einstein.


Güneş; Işık ve Sıcağından yarar sağlamak için kendisine yalvarılmasını beklemez.
Sende güneş gibi ol, beklenen iyiliği senden istenmeden yap...
Epiktetos.



İnsan gülebildiği kadar insandır.
Moliere.


Hiç bir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.
Don Herald.


Unutma ki, ağzında bal olan Arı 'nın, kuyruğunda da iğnesi vardır..
John Lyly


Hayata değer bir yaşam,Sevmeye değer bir aşk, Dostluğa değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçme.
Ne eksik ne fazlasını ara ve Seni üzenle asla uğraşma.
(Bilinmiyor)


Benim başarı konusunda bildiğim tek şey, Başarmak konusundaki kararlılıktır.
William Feather.


İnsan başkalarını aldatma alıştırmasını önce kendinde yapar.
Refik Halit Karay


Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya ... Kalp durur ... Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...
Hz.Mevlana

30.11.2007 den itibaren...

***